O An Hayat Durdu
Soma’ya gittim. Birçok insanla uzun uzun sohbet ettim. Her evde bir “ekmek şehidi”nin acıklı hikâyesi var. Yüreklere ateş değil, kor düşmüş.
“Bir lokma helal ekmek, haram baldan iyidir” diyerek yola çıkan insanların geride bıraktıkları derin bir hüzün hâkim.
Felaketin ilk sıcaklığı geçince asıl manzara ortaya çıkmış. Kalabalıklar dağılmış, ziyaretler azalmış… Herkes kendi içine dönmüş. İşte o zaman Soma’ya gitmek daha da zor. Çünkü gerçekler daha çıplak, daha yakıcı…
Kapitalizmin acımasız çarkları arasında ezilen bu insanların feryadını duyanların dünyanın dört bir yanından Soma’ya geldiğini gördüm.
Yeni evlenmiş, eşini kaybetmiş bir kadının mezar başında ağıt yakışını…
Yaşlı bir anne babanın, evladının mezar toprağını avuçlayıp öpüşünü…
Çocukların, eşlerin, anaların gözyaşlarının toprağa karıştığını gördüm…
Ne desem eksik…
Ne yazsam yetersiz…
Ben aslında buraya “her şey futbol değil” diyerek geldim. Hayatın gerçek yüzüyle yüzleşmek, sosyal projelerimiz kapsamında neler yapabiliriz sorusuna cevap bulmak için yollara düştüm.
Ama bazı anlar oldu ki…
Hayat durdu.
İnsan kendini kaybediyor. İçinizdeki o derin duygusallık bir anda ortaya çıkıyor. Anlatılması zor, yaşanması ağır bir duygu…
Mezarlığa girdik…
Şehitliğin girişinde sağ tarafta bir mezar… Gözünüzü kaçırmanız mümkün değil. Mezar taşına sarılı bir Trabzonspor kaşkolü…
İlk düşündüğüm şu oldu:
“Herhalde bir taraftar bırakmıştır…”
Ama öyle değilmiş.
Sordum, öğrendim…
O şehit, dostlarına hep şunu dermiş:
“Ölmeden bir kere de olsa Trabzonspor’un şampiyonluğunu görsem, gözüm açık gitmez…”
Madene inerken o kaşkolü yanından ayırmazmış. Kömür karasına bulanmış bordo-mavi, onun umuduymuş, sevdasıymış.
Mezarının üzerine “Bize her yer Trabzon” yazılı kaşkolüyle yatan o yiğide bir Fatiha okurken…
Ben orada bittim.
Koptum…
Sanki yok oldum…
Bu duyguyu anlatmak mümkün değil. Yaşamak gerekir.
Vicdanı körelmiş olanlara sesleniyorum:
Eli nasırlı bu insanların hakkını yiyenlere sesleniyorum…
Onların ahı ağırdır. Çok ağır…
Unutmayın, sizden büyük Allah var.
Buradan sesleniyorum:
Trabzonspor’un geçmişten bugüne tüm yöneticilerine…
Bu camiaya gönül veren herkese…
Bu sadece futbol değildir. Bu bir vefa meselesidir.
Bu ailenin geleceğine sahip çıkmalıyız.
Bu şehit taraftarımıza sahip çıkmalıyız.
Daha önce sahip çıkamadıklarımız oldu…
Ama en azından şimdi geç kalmayalım.
Trabzonspor sadece bir futbol kulübü değildir.
Bir değerdir.
Bir duruştur.
Bir vefadır.
Yoksa Soma’daki o şehidin bordo-mavi sevdasını açıklayamayız.
Hiç olmazsa kendi insanımıza sahip çıkalım.
Kalın sağlıcakla…
Tekin KÜÇÜKALİ
Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?