Cennetin Yolu


17.Mart.2026  |   11 Görüntülenme    |      |  


Uzun yıllar önceydi… Yaklaşık 36–37 yıl evvel. O zamanlar Trabzon’dan göç etmemiştik. Bu yaşanmış olayı birçok yerde anlatırım; çoğu kişi fıkra zanneder. Hâlbuki tamamen gerçek bir hadisedir.

Konunun kahramanı bir din görevlisi… Yeni tayin olmuş bir papaz. Trabzon’daki bir kiliseyi bulmaya çalışıyor. Adres soruyor. Kilisenin yerini tarif eden kişi ise benim çok sevdiğim, tanıdığım bir arkadaşımdı.

Bu olayı bize anlattığında gülmekten kendimizi alamamıştık. Kiliseyi öyle bir heyecanla tarif etmiş ki papaz, yol tarifinden çok onun samimiyetine ve konuya verdiği öneme odaklanmış.

Arkadaşım, papazın adresi tam anlayamadığını düşünerek işi garantiye almak için kâğıda çizerek, eski Sümer Sineması’nın arkasını göstererek uzun uzun anlatmış.

Papaz da bu kadar içten ve yardımcı olan birinin herhâlde Hristiyan olabileceğini düşünmüş olacak ki aralarında şu diyalog geçmiş:

“Pazar günü çok büyük bir ayinimiz var. Sizi de davet edebilir miyim?”
“Ne yapacaksınız papaz efendi?”
“Efendim cemaatimizle birlikte ayinler ve dualar edeceğiz. Önemli azizler de katılacak. Siz de gelirseniz memnun oluruz. İyi bir insana benziyorsunuz… Size cennetin yolunu gösteririm.”

Bizim rahmetli arkadaş hazırcevaptı, biraz da kekemeliği vardı. Ethem Karanis derhal cevabı yapıştırmış:

“Papaz efendi… Sen daha bu fani dünyada kilisenin yolunu bulamadın da bana ebedi dünyanın yolunu nasıl göstereceksin? Sana uğurlar olsun…”


Şimdi gelelim bugüne…

Trabzonspor üzerinden yürüyen tartışmaları izliyoruz. Kulüpler Birliği başkanlığı üzerinden yapılan açıklamalar, yönlendirmeler… Giderken bile yerine gelecek ismi işaret eden bir anlayış…

Seçimle gelinen yerlerde bile bu tür tabloların ortaya çıkması düşündürücüdür. Bir kulübün bunu “önemli haber” diye kendi sitesine taşıması ise ayrı bir ibret vesikasıdır.

Ne diyelim… Körler sağırlar birbirini ağırlar.

Ülkemizde futbolun geldiği noktayı hep birlikte görüyoruz. Tribünler eski heyecanını kaybetmiş, insanlar futboldan uzaklaşmaya başlamış. Dünya kupalarına olan ilginin bile düştüğü bir ortamdayız.

Bu tabloyu ortaya çıkaranlar biraz dönüp kendilerine bakmalıdır.


Ancak biz Trabzonspor camiası olarak ne körüz ne sağırız.

Transferleri yakından takip ediyoruz. Genç oyunculara yönelmek elbette doğrudur. Yerli ve genç transferine kimse itiraz etmez.

Ama milyon dolarlık futbolcuları satıp, koskoca kulübün yükünü gençlerin omzuna bırakıp, sonra da başarısızlıkta onları suçlamak insafsızlıktır.

12 milyon doların üzerinde satış yapıldı.
Peki karşılığında ne gördük?

Geçen yıl ciddi paralar verilen oyuncular ortada yok. Bazılarından verim alınamadı, bazıları elden çıkarılmaya çalışılıyor.

Bir insan önce kendisine emanet edilen görevi ve parayı doğru yönetmekle sorumludur.

Kulüpler Birliği başkanlığıyla oyalanmak çözüm değildir.


Bu konulara girmemeye çalışıyorum. Ancak şu yaşananları görünce insanın susması zor oluyor. Açık söyleyeyim, Trabzonspor üzerinde yeni oyunların kokusu geliyor.

Sözlerimi bitirirken şunu ifade etmek isterim:

Trabzonspor camiası olarak, satılan futbolculardan elde edilen gelirlerin de, yapılan işlerin de takipçisiyiz.

Kalın sağlıcakla…


Tekin KÜÇÜKALİ

Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?